FETHULLAH TOPAL - ESER MÜESSİRDEN EKSİKTİR

Felsefe alanı başta olmak üzere tüm yazılı eserlerde, yazarın vermek istediği düşünce ile eserinde ortaya çıkan tema, birebir örtüşmez. Söylenenler eksiktir, girdiği kabın tam olarak kendi kabı olmadığının bilincindedir sözcükler. Bu eksiklik, düşünürün tam olarak ifade edemeyişleri düşüncelerini, bizim de düşüncelerimizin herkesin kabı nispetince anlaşılacağı ve kabı bizden geniş olanların söylediklerimizden daha fazlasını bileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Doğrudur, hakikattir.

Müslüman filozofun dili de söylemi de farklıdır. Hakikati dillendirme gayesi içerisinde olan ve söyleyeceklerinin hakikate en fazla ilinti olabileceğini bilen düşünürlerin varlığı bize huzur veriyor.

Oradan:


“Bir şeyi tam olarak ifade edemiyorsanız; onu tam olarak sizde anlamamışınızdır.”[1]
Einstein


Bilmek, ifade etmeyi gerektirir. Bilgi sahibi, kullanmıyorsa bilgisini ziyandadır. Eğer ifade edemiyorsanız, dillendiremiyorsanız bildiklerinizi bilmiyorsunuz demektir. 20. ve 21. Y.y. dil felsefesi alanında önemli çalışmaları beraberinde getirdi. Tüm düşünce tarihi boyunca tüm düşünürlerin ucundan, bucağından bir sebeple değindiği bu konu son dönem düşünce hayatında önemli bir yer tuttu. Ve farklı toplumlara, farklı inançlara, farklı algı ve anlayışlara müntesip insanlar bu alanda inançları ile yakın kurbiyette düşünceler ortaya koydu.

Algı ve anlayış farklılığından dolayı ortaya konan eserlerin, müelliflerinden zaten eksik olması sebebiyle de, farklı inançtaki kişiler tarafından anlaşılması zor duruma geldi. Felsefenin Eksik Tecessümü: Dil bir eksiklik bir basamak daha arza ilerleyerek kabuğuna çekildi. Ve kendini ifade edemeyiş konusunda, bilmek ifade etmeyi gerektirir, yoksa bilmiyorsundur mantığını ortaya koydu. Cümlenin birinci kısmına katılıyoruz ve fakat virgülden sonrasını tenkit ediyoruz. “Bir şeyi tam olarak ifade edemiyorsanız; onu tam olarak sizde anlamamışınızdır.”[2] ın aslında o kadar da iyi bir aforizma olmadığını birkaç örnek ile açıklayalım.

Buradan:


“Bir şeyin tanımını yapmak onu yok saymaktır.”
La Edri

Düşünce dünyamızda alengirli kelimeler kullanılarak entelektüel bir görüntü verme gayretinde olan sözde aydınlarımıza serzenişteyiz. Bir an önce cafcaflı kelimelerle aydın olunamayacağı hakikâtini topluma itiraf etsinler. “ İşin diyalektiği azizim, bu konuya, içten gelimsel dışa vurumsal bir şekilde yaklaşır isek.” gibi konuşma şekillerini terk etsinler.

Muhyiddin ibn Arabi kendisine celb olunan halleri insanlara anlatamayacağını söylemişti. Kendisi anlamamış mıydı peki? Anlamıştı!

İslam mistisizminin, Sufi yaşam geleneğinin, Tasavvuf bahçesinin siyeçlerini belirleyen Şeyh-i Ekber niye anlatamamıştı, anlatmamıştı, sükût etmişti? Düşünelim.

EK:

“Bir musibet, bin nasihattan yeğdir, derler. Bazılarının aklı birşeylere ersin diye musibetin çatmasına iyi gözle bakanlardan değilim. İnsan olmak nasihatın kıymetini bilmeğe, musibeti beklemeden nasihattan anlamağa mâtuftur. Lisan insana bunun için bahşedilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’in nuzulünü Allah bu yüzden lûtfetmiştir.”
İSMET ÖZEL

[1] Nigel Warburton, A’dan Z’ye Düşünmek, Dost Kitabevi, İç Kapak Yazısı
[2] Nigel Warburton, A’dan Z’ye Düşünmek, Dost Kitabevi, İç Kapak Yazısı

BU YAZI İLK KEZ 2012 YILINDA mufiddergisi.com ADRESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

Yorumlar

Müfîd Ne Demektir?

İfâde eden, meramı güzel anlatan. Mânalı, mânidâr. Faydalı, faydayı mucib olan. Mütâlâsından istifade olunan.