DÜNYA, İSLÂMİYET VE DEMOKRASİ

"Modernleşmeci paradigma bu yüzyılın başlarında su götürmez bir gerçeklikmiş gibi görünüyordu. Ne var ki çağ, bu paradigmanın öngörülerinin doğru çıkmadığına dair bir konsensusla bitiyor. Bilimsel, teknik, sınai ve iktisadi süreçler, bütün toplumları insan hayatının bütün eksenleri üstünde aynı şekilde etkileyerek, türdeşleşen bir dünyaya yol açmadı. Ve, öngörülebilir gelecekte de dünya, ekonomide ve teknolojide hızlanan küreselleşmeye rağmen, kültürler, dinler ve değer sistemleri açısından farklılıklarla dolu bir görünüm sergilemeye devam edecek. Çeşitliliğin süreceğini, farklılıkların büyük bir esneklikle varlıklarını koruyacağını giderek daha çok anlıyoruz. Bu da, farklı "dünya görüşleri"ne göre yaşamakta olan insanların, birbirleriyle karşılıklı saygıya dayanan bir "konuşmayı" başarıyla gerçekleştirmelerini önemli kılıyor. Çünkü hâlâ her yıl milyonlarca insan, ulus devletlerin içinde ve aralarında meydana gelen şiddetli çatışmalarda acı çekiyor. Bu çatışmalar, ırklar, etnik topluluklar, dini cemaatler ve siyasi gruplar arsındaki düşmanlıkları pekiştiriyor. Hayatları farklı kültür, din, siyaset ve etnisite zemini üstünde geçen milyonlarca kadın ve erkeği "kavga" içine hapsediyor. Başkalarıyla onları "anlamak" için "konuşmak" ihtiyaçlarını zayıflatıyor.