FETHULLAH TOPAL - BİZ NEREDEYİZ? KÜNDE Mİ YEDİK? GALİP MİYİZ?

"Bir adam çıktı, temkinli davranarak yurdu kurtardı; çünkü o, söylentilere bakmaz, yurdun esenliğini düşünürdü, İşte onun için ünü bugün daha da parlak!"
Çiçero – Yaşlılık ve Dostluk


Ünü daha da parlak olanlar ne yaptı, dün bu vatan için? Yakanların ve yıkanların ünlerinin olmamasının bir ibret-i alem olması gerekmez miydi bugüne? “Yaşatmak Arzusu” ne zamandan beri, “Benim Dışımdakiler, İnancım Dışındakiler Yok Olsun” şiarına evrildi? Ya da ne zamandan beri kündeye geldi başkalarının rahatı için fedakaarlık ve cefaya razılık ruh hali? Hiç çıkmış mıydı üste, çıkabilmiş miydi, getirebilmiş miydi sırtını yere düşmanının peki? Hepsinden öte şimdi “Biz Neredeyiz” künde mi yedik, galip miyiz?

Temkinli davranan insanlara hasretiz. Ülkemiz adına ve elbette daha da önemlisi bu ülke insanı adına, kendimiz adına çıkmazdayız. Yakıp yıkanların, kıranların kardeşinin malını, kazanmak istedikleri ne ise onu istemiyoruz, istemiyoruz bu dünyanın aslında hiç bir şeyini.


Vermeyi unutan, kardeşini unutan, kültürünü inancını unutan, unuttuğunu unutan insanlardan, yurdun esenliğini düşünmeyen insanlardan yarına kalacak bir ün, yanına kalacak bir şer olduğunu asla ve asla düşünmüyoruz.

Zihinler kirlenmiş, masiva devran sürüyor, mazlumlar birkaç zaman içinde zalim, zalimler daha da zalim oluyor. Sırtımız yere gelmek üzere. Kirlerden arınmış bir hakikatin yerini, kirlerin içinde ki birkaç doğrunun alması, hakikatin böyle bir şey olduğunun sanılması, sayılması bizi hüsrana sürükleyecek.
Ama kazanacağız, masivaya meyletmeyen bir meczubun, arayan-araştıran-efkarlanan fikir adamının, başkalarının-insanlığın rahatı için rahatsız olan bilim adamının sebebiyle ve hepsinden öte tahkiki olarak inanan insanlar sebebiyle gelmeyecek sırtımız yere. Gelmeyeceğiz kündeye. Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.[1]

[1] Al-i İmran: 139