FETHULLAH TOPAL - KIRMADAN, DÖKMEDEN…

“Bir insana hatasını göstermek başka bir şeydir, onu doğrunun sahibi kılmak başka bir şeydir.” (John Locke)

Dur yapma! Bu yaptığında yanlıştır! diye; kimseye söz söylemek hakkına sahip değiliz. Kimseden alacağımız yoktur. Alacağımız olsa; alacağımız var diye söz söyleme hakkımız hele hiç yoktur. Fakat, doğrusunu bilip de-bildiğimizi sanıp da, susmak zül geliyor pek çok olayda.

Yıllar evvel mahallemizde bir dayı yüksek sesle, bir kış akşamı, şunları söylüyordu: “İlla benim dediğim olsun demiyorum, benim dediğim kesin doğru demiyorum; fakat hata yapıyorsunuz doğru olan bu değil”. Konu neydi niçin böyle söylemişti bilmiyorum. Bildiğim tek şey Dede Dayı dediğimiz bu adama kalabalıktan bir sesin şunları söylediği: ”Madem hata yapıyoruz bize hatamızı göstermekle kalma, yapacağımızı da söyle, doğruyu söyle Dede Dayı”.

Size şunun garantisini veriyorum. Bu soruyu soranın felsefeyle işi gücü olmamıştır. Bırakın felsefeyi, ilkokul 5. sınıftan sonra, eğitimle işi olmamıştır. Fakat John Locke’un tespitini aynen yapmıştır. Bu da aklın yolunu bir kılar. Zaman farklı olsa da tahsil farklı olsa da.

Yıllar evvel Okan Bayülgen’in konuğu; Müslüm Gürses ile gerçekleşen diyaloğu, zaman farklı olsa da tahsil farklı olsa da aklın yolunun bir olduğunun çok güzel bir örneği olarak karşımıza çıkmıştı:

O.B: Yani tespitin tam olarak ne Müslüm baba?

M.G:
Tespitim “Düşünüyorum; o halde varım,” Okancığım.

O.B: Baba bunu sanki başka birisi daha söylemişti. (Descartes yıllar evvel söylemişti).

M.G
: Bizden duymuştur, söylemiştir. O da kardeşimizdir. :)

Hasılı yer yer aynı tespit farklı kişilerden, uç karakterlerden südur ediyor. Yanlışı görmesine herkes görüyor da doğrunun sahibi kılmak için karşıdakini kaçımız uğraşıyor?