GÖKHAN ÖZCAN - SİZ HEP MAHZUN VE GÜZEL KALDINIZ

Siz hep mahzun ve güzel kaldınız. Dünyanın gittikçe kararan portresinde, çirkinliği şekillendiren bir çizgi olmaya razı olmadınız.

Herkes köşe bucak kendi ruhundan kaçarken, siz kendi'nizden başka bir şey olmayı kabullenmediniz.

İçinizden geldiği gibi olmak, size anlamlı görünen bir hayatı buluncaya kadar aramak istediniz.

En zor sorulara muhatap oldunuz, en dirençli ve masum cevapları verdiniz.

Siz hep mahzun ve güzel kaldınız. Çağın bu dönemecinde, hiç kimsenin karşılaşmadığı sorulardı sizin önünüze sürülen sorular. 

Lafın döndürülebileceği, anlamın eğilip bükülebileceği, dilin kıvrım kıvrım kıvrılabileceği bir imtihanda değildiniz.

Bir bıçağın sırtı kadar keskin bir noktada verdiniz cevabınızı. 

Teorik kuytuluklara kaçacak, politik fır döndüler çevirecek ya da mantıklarınıza takla attıracak kadar zamanınız yoktu.

Zaten sizin kaçmaya niyetiniz de yoktu. Dimdikti başınız ve soru sahiplerini çıldırtacak kadar net duyuldu yüreğinizin sesi:

Allah büyüktü ve o ne dese o olurdu. Zamanı, geleceği, hayatın önceden bilinmeyen çizgisini elinde tutan o'ndan başkası değildi. Bu bildiğiniz en değişmez gerçekti.

Siz, mahzun ve güzel, bu gerçeğin arkasında durdunuz.

Kaba kuvvetin koca dünyasına karşı yapayalnız kalmayı göze aldınız. 

Horlandınız, aşağılandınız, dövüldünüz ve sürüklendiniz. Etrafı saran zifiri suskunluk içinizi yakıp kavursa da, bundan bir şikayet manzumesi çıkarmadınız. 

Gerçek mazlumlar gibi davrandınız, ezilmenin ticaretini yapmadınız.

Siz hep mahzun ve güzel kaldınız-halinizden hiç eksilmeyen zarafetinizle; gücün dümen suyunda kaybolan bütün yapılan, bütün sahte gelecek mühendislerini, bütün koca adamları, bütün kirli numaraları yüzleri kızarıncaya kadar tokatladınız.

Vakarınızla, bütün bel kemiksiz iddiaları açığa vurdunuz. Zihninde de göğüs kafesindekine eş bir kalp taşımayanları karanlık bir telaşa düşürdünüz.

Çağın geveze lisanı karşısında dili tutulanları, damarlarında kol gezen aşağılık kompleksini yenemeyenleri, saklayan her kırbaçta kılıktan kılığa girenleri ve en önemlisi göbekli iddialarla ortalıkta dolaşıp hayat hakkında bir tek gerçek cümle kuramayanları kendi çirkin yüzleriyle baş başa bıraktınız.

Hiç yalpa yapmadınız, hiç kıvırmadınız, halinizi hiç tartışmaya açmadınız.

Yaşadığınızı ve var olmaya devam edeceğinizi, yaşayan ölülerin bile duyacağı bir sesle haykırdınız. Başınızdaki bin yıllık örtüyü çıkarmadınız.