İSMET ÖZEL - TAŞLARI YEMEK YASAK (ALINTILAR)

Şair İsmet Özel'in denemelerinden oluşan, aynı zamanda kitaptaki son denemeyle aynı adı taşıyan eseri.

ALINTILAR:

"İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. taşları yeme, taşları yemek yasak."

"Modern yaşama biçimi küfr ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir Müslümanı yozlaştırmaz. Yozlaşanlar modern yaşama biçimiyle karşılaşmadan önce de böyle bir çizgiyi hayatlarına önemli saymamış olanlardır."

''İslam'ın yeni bir düşünme yolu olduğunu anlayabilmek özgür olmaya dayalıdır. İslam özgür olmanın bilgisidir.''

''Bizim için en iyi durumun aklımızın başında bulunması öğretilmiştir. Aklı başında insan denilince dengeli, mantıklı, uyumlu ve davranışlarında aşırılık göstermeyen insanı anlarız. Bu haliyle aklı başında adam bulmak zor değildir. Hepimiz aklı başında sayılabiliriz bu tanım esas alınırsa. Çünkü hepimiz yeryüzünde silahların, tahtların ve borsaların kurdukları denge içinde dengeli, üretim despotluğuyla inşa edilmiş sistemin mantığıyla mantıklı, günlük hayatımızın bizi kıskıvrak sıkıştırdığı ortamda uyumlu ve nihayet boyutları insanın tek başına ulaşamayacağı ölçüde azgınlaşmış bir yaşama atmosferi içinde aşırılıklardan uzağız.''

''Biz İslam'ın hayatiyetine bağlanmaz isek , Allah bu bağı ika edecek yeni Müslümanlar halk eder.''

''Müslim çamur olduğunu anlarsa şeriat onu biçime sokar; başka insanlar Müslümanı mucessem ve müşekkel görürler, mü'min hamur olduğunu anlarsa şeriat Onu pişirir ve başka insanlar imanın kendilerine ne kadar gerekli olduğunu anlarlar; karınları acıkıyormuş gibi imanı isterler; eğer muhsin su olduğunu anlarsa şeriat onu tarlaları sulamasını sağlar, böylece başka insanlar kıraçlıktan kurtulur; daha münbit bir hale gelirler''