SOSYOLOJİ DİVANI DERGİSİNİN 7. SAYISI ÇIKTI: MİMARLIĞIN İZİNDE

İMKÂNI OLAN OKURLARIMIZIN ALIP OKUMASINI DİLEDİĞİMİZ BİR SAYIDIR. OKUNMASINDA FAYDA VARDIR. DOSYA KONUSU: MİMARLIĞIN İZİNDE. SESLENİŞLERİ İSE ŞU ŞEKİLDE SOSYOLOJİ DİVANI EKİBİNİN:

Mimari, insan yaşamının temel odaklarından biri olan yapıyı ve binayı kurma, inşa etme, tasarlama, ölçülerini belirleme ve güzelleştirme sanatıdır. Bir yapı ve bina yaparken, belli bir estetik, kültür, inanç, gelenek bakışıyla hareket etme tarzıdır. İnşayı ‘öylesine’ bir şekilde değil, bilerek, tasarlayarak, aklederek, ince ince düşünerek kurma işidir. İnsanın zorunlu ve fonksiyonel bir şekilde çine girmek zorunda kaldığı yapının biçimsel, işlevsel, estetik, içeriksel yönlerini belli kaidelere, anlayışlara, uygulamalara ve geleneğe bağlı kalarak gerçekleştirme sanatı ve bilimi olan mimari/mimarlık, toplumun ve insanın yönelimlerini, davranma biçimlerini, algılarını, yaşama tarzlarını hem belirleyen hem de yansıtan bir özellik sunar. Bu yönüyle mimarlık mesleği ve sanatı, teknik özelliklerinin yanı sıra derin toplumsal, kültürel, siyasal, tarihsel ve psikolojik yönleriyle belirginleşir.

Sosyoloji Divanı, yeni sayısında sosyoloji ile mimarlığı bir kavşakta buluşturmayı deniyor. ‘Mimarlığın İzinde’ adını verdiği dosyada, insani ve toplumsal olanı mimarlığın tecrübe alanında görmeyi deniyor. Mimarinin mutlak anlamda çok yönlü bir sanat olduğunu, toplumsal süreçlerle yoğun bir şekilde iç içe yer aldığını, toplumsal okuma alanı olduğunu dikkatlere sunuyor. Yapının ve binanın sadece inşaat işi olmadığını, yapının toplumsalı anlama ve tanıma, ona yön verme ve ufuk açma gibi çok mühim işlevler sunduğunu hatırlatmak istiyor.

Kentlerin, kasabaların, yapıların, binaların fütursuz bir şekilde dönüştürüldüğü, yıkıldığı, garip heyulalarla yeni biçimlere ulaştırıldığı günümüzde, mimarinin sesine kulak vermenin bütün kent aktörlerinin boynunun borcu olduğunu dile getirmek istiyor. Kentin, kasabanın ve köyün sadece inşaat konusu olmadığını, en temel duygu, fikir, inanç ve kültür olduğunu hatırlatmak istiyor.

Mimarlık ve sosyoloji buluşmasında, mimarinin toplumsal yönlerine ışık tutan makalelerden oluşan dosya, Sıtkı Karadeniz’in mimarlık üzerinden gündeme getirdiği ‘usül’ tartışmasıyla başlıyor. Ömer Faruk Günenç, Mardinevleri üzerinden mahremiyet okuması gerçekleştiriyor. Erhan Berat Fındıklı, barınma kültürü tarihi içinde kübik apartman imgesini ve apartman içindeki dünyayı inceliyor. Emin Selçuk Taşar, son dönemlerde cami mimarisinde tartışmalara dahil olan Çamlıca Camii’ni ihtiyaç kavramı etrafında irdeliyor. Melek Kutlu ve Halil İbrahim Düzenli, ortak makalelerinde Cumhuriyet Dönemi İstanbul'unda camii mimarisinin farklı boyutlarını tartışıyor. Murat Şentürk, mimarlığın ve sosyolojinin karşılaşma alanı olarak kamusal mekânı yazıyor. Dosya ayrıca; Vedia Derda Taşar’ın ‘Fiziksel İnşadan Enformasyonel İnşaya: Kentsel Mekânın Network Kentinde Dönüşümü’; Ömer Faruk Günenç’in ‘Ankara’nın İnşasında Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu’; Faruk Turğut’un ‘Bir Şehir Düşlemek: Turgut Cansever Mimarlığı Üzerine Bir Çözümleme’; Lerzan Aras’ın ‘Yerin Ruhunun İzleri: Mimarlığın Masumiyet Çağına Dönüşü’; Ahmet Çaycı’nın ‘İslam Mimarisinde Anlam Meselesi’; Abdullah Asım Divleli’nin ‘Arap Milliyetçiliğinden Yerel Kimlik İnşâlarına, İstisnaî Bir Durum: “İçerideki” Filistin Kimliğinin İnşâsı’; Aynur Can’ın ‘Mekân, Kültür ve Politika Bağlamında Denizli Kent Kimliği' yazılarını ihtiva ediyor.

Bu sayının sohbeti, ülkemizin önde gelen mimarlarından ve yazarlarından Prof. Dr. Uğur Tanyeli ile gerçekleştirilmektedir. Mimarlık ve sosyoloji çalışmalarına hakim bir hoca olan Tanyeli, mimarlık, felsefe ve sosyoloji ilişkilerini merkeze alan önemli hususlara dikkat çekmektedir.

Kenar Kayıt, Ahmet Demirhan'ın yaratıcı okumalarından biriyle başlıyor. Ejder Ulutaş, taşra sosyolojisinde dikkat çeken toplumsal tipler yazısıyla; M. Taner Türk ise bir karşılaştırmalı edebiyat çalışmasıyla Kenar Kayıt bölümünde yer almaktadır.

Hayat Sahnesi, dosya konusu ile ilgili yazılara ve yapı, inşa, mekân okumalarına dahil olmaktadır. Hattat Fatih Özkafa, mimari ile birleşen sanatlara değinmektedir. Mimar Feyza Yarar, dünya yerleşme tarihinin mühim odaklarından biri olan Çatalhöyük’ü değerlendirmektedir. Seyfettin Kurt, Konya’nın özgün çarşılarından biri olan Saray Çarşısı; Köksal Alver, bir cadde örneği olarak Hürriyet Caddesi; Zeki Saka, ahşap ev; Feyzeddin Aytepe ise Kütahya’nın hanlarından biri olan Kabadayı Hanı yazılarıyla mimarlık ve sosyoloji ilişkisini merkeze almaktadır.

Kitaplık bölümü, mimarlık ve kent okumalarını merkeze alarak okumayı, okunanlar üzerine yazmayı, kitaplar üzerinden farklı tartışmalar açmayı cesaretlendiren kitap analizlerine yer vermektedir.

Selam ile...