MUSTAFA AKINCI - OLANAKSIZLIK

Ölüm daha fazla olanağın olanaksızlığıdır. (Heidegger)

Efendim ben deniz olanaklar içerisindeki seçeneklerden birini seçen ve sonrada niye ötekini seçmedim acaba diye hayat süren nev-i şahsına münhasır bir şahıs idim. Lakin günün birinde bir vaka ile karşılaştım. Bu benim beybabamın dar’ül bekâya irtihal etmesi vakası idi. Ben işte o günden sonra derin mi derin hülyalara daldım. Çok geceler tefekkür eyledim. Şu hayat serancamı hep envai seçenekler arasından birini tercih etmekle geçen ben; ölüm söz konusu olduğunda bu kadar olanaksızlığın olmasına akıl fikir erdiremedim.

Ha gerçi Konya civarında ömür sürmüş tasavvuf ehli Mevlana bu meseleye şahsınca bir zaviyeden bakıp çözüm bulmuş: “Ölüm günü:Şeb-i Aruz” dur demiş. Amma ve lakin ben bu tespitle de huzura kavuşamadım. Öyle ya, o koskoca tasavvuf ehl-i azığını hazır eylemiş ukba için; ölüm ona şeb-i aruz olur dedim iç sesim ile. O zaman dedim masiva ile arama bir set çeker hatta onu derdest eyleyip şu aciz, hadsiz nefsim ile bir mahpus yahut tımarhaneye tıkar isem bende biraz maverayı keşfeder ya da mavera yolunda olur mananın huzura ererim bir parça.

Gel zaman git zaman böylesi meşakkatli bir işe girişmenin külfeti ağır geldi nefsime. Bende nerden işitmiş idim şu an hafzalam hatırlayamadı: ”Nefsine ağır gelen hakkında hayırlıdır,” şiarında inad eyleyip devam ettim.

Şimdilerde o külfetler bana gülizara dönüştü. Serlevhada Alaman Haydiger bey efendinin bu kadar feylosofluk işi ile iştigal edip de niçün ölüme olanaksızlık dediğini ise fikr-ü fakir hala anlamış değildir.

Efendim başınızı ağrıttım fekat kendi dimağımdakileri bir yere aktarmasam çatlayacak idim. Yine çatlayacak olursam gelirim ben buralara.