HALİM TALAY - İNSAN MEKTEBİ ve HÜRMET

“Bize insan mektebi lazım” der büyük düşünür Nurettin Topçu. Hem münzevi bir fikir işçisi hem de muallim olan Topçu, bu tavrı ile bir eğitim düşüncesi oluşturma ve insanı yeniden anlamlandırma çabasında bulunmaktadır. Modern çağ ile birlikte insana biçilen değere ve teknik medeniyete isyanını çok açık bir şekilde dile getirir. Maarifin yani eğitimin tekniğe adam yetiştiren bir kapı haline döndüğünü savunan düşünür, bu anlayışı yıkabilmenin yolunu aramaktadır. Arayışının bu ayağında, insan olma misyonunu kavratmada en önemli vazifeyi muallime verir.

Muallim, nesilleri madde ve teknik karşısında ideale ulaştıran bir ruh portresi ve aksiyon adamıdır. Ruhlarına dokunduğu canlara öncelikle sevgiyle yaklaşarak hürmet ve merhameti nakşetmek ile mesul tutulmaktadır. Hürmet ve merhameti benliğine işlediği talebe, insan olma yolunda önemli bir merhaleyi aşmış olmaktadır.

Bu zeminden yola koyularak aslında kanayan bir yaraya parmak basmaktır niyetimiz. Mektebin dört duvarı arasında şahit olduğumuz bir dize olay… En ufak bir tezat ve uyuşmama halinde yaşanan öfke nöbetleri, kavgalar, hakaretler ve her aile bireyine uzanabilen küfürler silsilesi… Ötekini kabullenememenin yarattığı bozuk bir ruh hali… Kendi hükmünü geçerli kılmak için karşıdakinin boğazına çökmeye her an hazır olan portreler… Teşbih biraz ağır olabilir lakin Habil olmak yerine Kabil olmayı daha evla gören bir şuur çıkmazı adeta. Ailede temeli atılmaya başlayan ahlaki kaidelerin, bu denli alaşağı edilmesi benliğimizde önemli soru işaretlerini uyandırmaktadır. Akıp giden zaman bir yanda, vicdanları körelmeye başlayan dimağlar bir yanda… Aklımızı ve ufkumuzu zorlayan bu halet-i ruhiyeye derman olacak merhemi karabilmek ise hayli müşkül bir vaziyette.

Anne rahmine düştüğü andan itibaren, ebeveynlerin ruh, ahlak ve maneviyatının tesir ettiği evlatlarımıza yuvalarımızda önce neyin aşısını yapmaktayız? Sultan, paşa, hükümdar, şehzade gibi kutsadığımız ve her dediğine şimşek hızı ile yetiştiğimiz evlatlara neyin adabını, neyin hikmetini, neyin hakikatini kavratacağız? Bir cidal sahası olarak okuduğumuz hayatı onlar için bir cenk meydanına çevirmek ne denli akıl ve izan işidir? Ötekini geçme, ötekini alt etme, ötekinden üstün olma temalı psikoz, adeta hayvani damarları tahrik edercesine benlikleri sarmalamıştır. Bu hastalığın alt etmeye başladığı yürekleri, tedavi etmek de hayli zor gözükmekte. Tedavi için mektebe alınan talebenin, hastalığı ne ölçüde yaşadığı asıl sualimizdir. Ondan da öte onu çaresiz kılan, ruhunda yaralar açan marazın menbaı nasıl bulunup da yok edilecektir?

Tedavi etmede ve şifa kapısını aralamada mahir bir hekim gibi ruhları iyileştirmeyi hayat düsturu edinen muallime ihtiyaç vardır. Hastalığa tutulmuş sinelere bir Hızır, bir Lokman misali yetişmeli. Elindeki en güçlü ilaç ne ise onunla koşmalı şifaya. Yeri geldiğinde aileye, yeri geldiğinde talebenin ruh ve fikir dünyasına uzanarak bir harbin cengaver kumandanı edası ile atılmalı meydana. İnsanın diğerlerine karşı yegane davasının cidal değil, hürmet ve sevgi olduğunu haykırmalı. Ötekine bakarken Yunus gibi; nasıl gönlü engin olunacağını, yaratılanı Yaratan’dan ötürü nasıl seveceğini göstermeli. Rabbimizin mayamıza kattığı sevgi ve insana hürmet ideallerini yaşatmak için var gücü ile gayret etmeli.

İdeale meftun, sevgi ve hürmetin bayraktarı ve de Anadolu irfanının gölgesinde yetişen şuurlu muallimler hiç şüphesiz “insan mektebi” inşasında büyük bir “mesuliyet” üstleneceklerdir.

Yorumlar

  1. İnsanların ihtiyaçlarını ve ihtiyaç üstü kabul ettiğim bazı isteklerini karşılanması için gelişen teknoloji dev bir makine ve bu makinenin her bir dişlisi de bir işçi olmuş. İnsanın özü olan gönlüne dokunacak etkinlikler için zaman dahi bulamıyorsun. Yazınızı bu minvalde çok kıymetli buldum Hocam. Kaleminize yüreğinize sağlık q

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz alınmıştır. Teşekkür ederiz.

Müfîd Ne Demektir?

İfâde eden, meramı güzel anlatan. Mânalı, mânidâr. Faydalı, faydayı mucib olan. Mütâlâsından istifade olunan.