FETHULLAH TOPAL - MESULİYETİMİZİN MESNEDİ

"İnsanoğlu yeryüzündeki uyanışına yaratılmış olduğunu fark ederek varır. Ama iş burada bitmez, burada başlar."(İsmet Özel)

İnsanoğlu niçin gönderildi dünyaya? Mesut olmak ya da mesul olmak tercihinden bizce muteber olan hangisidir? Hangisinin varlığı bizler tarafından daha kabul edilebilir, daha anlamlıdır? Cevapları belli olan soruları çözmek konusunda da tereddüt yaşar beşer.

Oluşturduğumuz fikriyatların tamamı cevapları belli olan soruların, üslup olarak farklılaşması, her insanın bulunduğu kap büyüklüğünde taşması şeklinde zahir oldu. Ne demek?

Bu toprakların insanı, kısaca, varlıklarının anlamına vardıklarında, yaratılmış olduklarını vehmettiklerinde sorusunu cevaplamış oluyorlardı hayatın. Fakat bu insana teorik olarak cevabını bildiği sorunun hayatında uygulanması gerekliliği gibi bir sorumluluk yüklüyordu.

Anadolu insanı, bağlı bulunduğu gelenek, kültür, inanç alanlarında bütün sorularını çözmüş durumdadır. Tüm diğer toplumlar, dünya üzerindeki, hâlâ sınavda iken, farkındalıklarını ve hayatın anlamını aramakta iken Anadolu insanı sınavını tamamlamış ve kendi inancının, kültürünün yükü ile yüklenmiştir.


Bir işi yapmak amaç-sonuç yahut neden-sonuç ilşkisi bağlamında gerçekleşir. Bu şu demektir: mesul olmak için, ya bir amacımız ya da bir cevaplanmış sorumuz(nedenimiz) olmak zorunda. Amacımız mesul olduğumuz sorumlulukların en iyi şekilde nihayete ermesini sağlamak. Amacımız bizi harekete geçirir. Bizler Anadolu insanı olduğumuz için başkalarının dertleri ile dertleniriz, inancımızın gereği olarak muzdarip her ruhun merhametçisi olmak isteriz, bu ilk aşama sınavın cevabıdır. Amacımız merhamet ile muamele ettiğimiz insanların zahiri ızdıraplarının son bulmasıdır. Ve yardımlaşma kültürü ile akibetimiz de niyete parelel hayır olur. Neden akıbetimiz hayır oldu? Hayır olması sonucunu akıbetimizin neye borçluyuz: Başkalarının derdi ile dertlenmeğe, yardımlaşmaya borçluyuz. Burada tevessül olan yeti: merhamet.

Mesned kuvvetli olmak durumundadır. Yoksa yıkılır, altında kalır gölgesinde barınanlar. Fakat her sağlam mesned, cevaplanmış her soru bize kendi kuvveti nispetinde ağır yükler yüklüyor. En ağır yük Anadolu insanının ise eğer niçin yakınmalı insan? Aksine sevinmeli buna! En kuvvetli mesnedtir zira; bağlı bulunduğu inanç ve içerisinde yaşadığı kültür. Kıymetinin böbürlenmesine kalkışmamalı; ama farkında olmalıdır Anadolu insanı.

Her çoçuk benzer fiziksel ve zihinsel özelliklerle dünyaya gelir, zamanla ailesinden, toplumundan aldığı değerlerle değişir. Mesul olur. Tüm mesuliyetlerimiz bizim ailemizin yaşam, algı ve anlayışının üzerimizdeki etkileri ile başlayan ve iradi bir bağlanma, inanma, mesul olma süreci ile devam eden bir uyanış farkındalığıdır. Burada mesnedini edindikten sonra iş yeniden başlar.

Evet Anadolu insanın bugün yeni bir mesned ihtiyacı yoktur. Sadece sınavda cevaplamış olduğu soruları gerçek hayatta ortaya koymak suretiyle mesul olduğunu göstermelidir. Er ise erliğini meydana getirmelidir.