PLOTINUS VE İBNİ SİNA’NIN FELSEFİ SİSTEMLERİNDE SUDUR NAZARİYESİ

Theory of Emanation in The Philosophical System of Plotinus and Ibn Sina

Aristoteles’in Platon’a yönelttiği temel itiraz, Platonik sistemin, doğaüstü dünya ile görüngü dünyası arasında bir uçurum oluşturmasıydı. Aristoteles ‘madde ve form’ teorisini ortaya koymakla bu ikisi arasında bir köprü kurmaya çalıştı. Ancak bu anlayış, iki dünya ve özellikle insan ve Tanrı arasında mantıksal bir ilgi kurmak yerine bir takım mantıksal çelişkiler ve rasyonel tutarsızlıklar ortaya koydu. Aristoteles, varlık için hem maddenin hem de formun gerekliliğini ileri sürdü. Ancak aynı zamanda, Tanrı’nın maddesiz bir form olduğunu ve maddenin de formsuz bir imkândan ibaret olduğunu iddia etti. Bu yüzden onun hem Tanrı hem de madde doktrininin temelinde gerçeklik var, ancak varlık yoktur. Bu durumda bir problem çıkmaktadır: ‘Kendinde var olmayan’ bir varlık diğer varlıkları nasıl meydana getirmektedir? Plotinus, sudur nazariyesini ortaya atmakla bu problemi çözmeye çalışmıştır. Şimdi biz de Plotinus’un bu problemin çözümünde ne kadar başarılı olduğunu incelemeye çalışalım.