SÂMİHA AYVERDİ ESERLERİNDEN SEÇME METİNLER

“...Kapını aç, kapını aç...Sana geldim, kapını aç...
Bu dünyadan o dünyâdan, aldım boyum ölçüsünü...
Ezel, ebed arasında, nice eyyâm gezip tozdum...
Sığamadım dü-âleme, sana geldim, kapını aç...
Yoldaşım var, çift kişiyim, günâh benden hiç ayrılmaz.
Tek değilsem N’olur sanki? Yer gök sığmış o kapıya...
Bizi de al kapını aç, kapını aç....kapını aç...”
Hancı’dan

“...Hepimiz, kâinat kitabı içinde bir yazıyız ve dünyâya, kendi vücûdumuz suâlinin ifâde ettiği manayı çözmek için gönderildik....”
Dile Gelen Taş’tan

“...Ben geceyim, gün isterim. Ben ateşim kül isterim.
Ben şiirim vezn isterim. Ben dertliyim, şifâmı ver.
Parça değil, tam isterim. Tükenmişim çâremi bul, bütünleşmiş can isterim.
Yusufçuk’tan

“...İnsan, ancak hayvanların yapamayacağı şeyle iftihâr etmekte haklıdır. O da bilgi ve aşktır. Bu varlığın evveli de aşk, sonu da aşktır.“
Aşk Budur‘dan

“...Bu aşk, beni ve kâinatı yaratan aşk...İşte ben ona gizlendim. Ben onun bağrına kaçtım ve saklandım. Ey sen, ey benim ve cihânın tek varı, tek aşkı olan sen!
Bak, yüzüme bak...Gözlerime, seni çalmış gözlerime bak ve kendini gör. Senden başka görülecek  şey, senden başka tapılacak vücud, senden başka güzellik, hayat ve kudret yoktur.”
Mâbedde Bir Gece’den

“....Servet, saltanat, nesep, haseb ve unvan, bu âlemde birer kalp akçeden başka bir şey değildir.”
Yaşayan Ölü’den

“...İçi tımar olmamış kimse ister âlim, ister hâkim, ister sanatkâr ne kıyafette olursa olsun kâmil değildir. Kâmil insan, kendi kendinin âmiri,eninin nâzımı ve irâdesinin sahibi sahibi olandır.”
Son Menzil’den

“...Hakikat denilen tılsım, gökyüzünde uçuşan kuşlar gibidir. Onları avlayacak silâh, yollarına kurulacak ökse olmadığı için çok defa bir görür bir kaybederiz...”
İstanbul Geceleri’nden

“...Bizim bütün sıkıntımız, muhafaza etmemizgereken tarihi ve milli değerlerimizi ziyan etmemizdir. Biz, bahâ biçilmez bir hazineye sahip olduğumuz halde onun içinde kapalı kalıp açlıktan ölen milyarderler gibiyiz...”
Milli Kültür meseleleri ve Marif Davamız’dan

“...Türk milleti, kaybetmiş olduğu milli şuurunu ve kendi dilini, bu iki temel kuvveti yıkıp mağlup etmeyi planlamış bulunan hasımlarından geri almak zaferine erişmeye mecburdur...”
Yunus Emre Ve İlahiler’den

“....Milletleri yaşatan ve yükselten sihirli kuvvet, o milletleri ayakta tutan ve yücelten milli ve manevi değerler manzumesinin bir arada ve aynı potada karışıp kaynaşmasından doğar. Bunlardan yoksun ve habersiz toplumların milli ve manevi bütünlüklerini korumaları mümkün değildir...”
Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız’dan

“...Mazi, akıl danışılacak ve en doğru sözlü ve tecrübeli bir dosttur. Şu halde bu gün de, kuvvet, şevk ve hayat kaynağımızın kendi öz değerlerimiz olduğunu unutmamak, bizim için bir ölüm kalım macerası olsa gerek...”
Hatıralarla Başbaşa’dan

“...İnsanların yaka yakaya çekişmeleri, gerçekleri koyup bâtıllara gönül bağlamaları, hakikati delalet,delaleti hakikat zannetmeleri, idrak sağırlıkları, bayağılıklar, basitlikler ve adilikler ile küçük düşmeleri, hülasa fert olarak cemiyet olarak dünyayı cehennem haline getirmeleri hep ruh ve nefs savaşının nefs lehine tecelli edişindendir...”
Hatıralarla Başbaşa’dan

“...İslâm, dünyanın direğidir. Onun için müslüman dünyasının salahı ve uyanışı, kainatın salahı ve uyanışı; kargaşalığı ve fesadı ise kainatın kargaşalığı ve fesadıdır.”
Kölelikten Efendiliğe’den

“...Ümitsizlik, Allah’ın kerim ve rahim sıfatlarını inkar etmek olur ki, bu da bize asla yakışmaz. Her şey Hakkın iki kudret parmağı arasındadır. İstediği an, bir vesile ile celali cemale çeviriverir. Yeter ki, biz buna müstehak olalım....”
Mektuplardan Gelen Ses’ten

“ ...İman, ihlâs ve aşkın dünyada tasarruf eden tek kudret olduğunu şu insanoğlu bir bilse, ne nizâ kalın ne kavga...”
Rahmet Kapısı’ndan

“...İnsanları sevelim ve onlara sevginin icap ettirdiği lütfu, merhameti, şefkati ve dostluğu gösterelim....”
Hatırlarla Baş Başa’dan

“...Eğer cemiyet olarak seviyelenmek ve değerlenmek istiyorsak, alâka merkezlerimizi evvela kendi kıymetlerimizin peşine düşürmek zorundayız.”
Milli Kültür Mes’eleleri ve Maarif Davamız’dan

“İnsanoğlu, yaptığı ve yapmak istediği bir hayrı maddî ve manevî bir kazanç için değil, sırf Allah rızası için yapacak olursa, ancak o zaman yapmış olduğu iyiliğini, bedeli mukabil satmak gibi bir şâibeden kurtararak sâfiyetine halel getirmemiş olur...”
Makaleler’den

“Seferim var, seferim var....
Dıştan içe seferim var.
Bir eyyam gideyim, cihandan göçeyim,
candan geçeyim....
Seferim var, seferim var...

Yanıma yanaşma, derdime sataşma;
sorma hâlimi,
bilen bir Allah...
Seferim var,seferim var...

Bırak gideyim, gideyim,
kendimi geçeyim; tâ yanına varınca,
kapına ulaşınca....
Seferim var, seferim var...

Dur deme duramaz oldum;
dünyâya sığamaz oldum.
Yıldız yıldız atlayım,
yeri göğü aşayım,
sen önüme düşeli,
önü ardı olmayan
Seferim var, seferim var...”


VASİYETİNDEN

Ölçün doğruluk olsun, aleyhinde dahi olsa doğruyu söylemekten çekinme.
Haksız olduğun bir mes’elede, haklı olduğuna kendini inandırmaya çalışma.

İnsanların kusurlarını gözünde büyütme. Arkadaş, dost, meslektaş ve yakınlarının kabahatlerini değil, meziyetlerini görmeye çalış. Kusurlarını ararsan, onlar da sende arar ve senin bulduğundan fazlasını bulurlar.

Arabulucu ol, arabozucu olma. İyilik yapmak için fırsat gözle. Bulamazsan icâd et. Zirâ kula hizmet, Hakk’a hürmet ve ibâdettir.

Kendinden evvel başkalarını düşünmek seviyesine ermeni çok isterim. Bu olmazsa kendin kadar; bu da olmazsa kendine yakın düşünmek de bir nimettir.

Kararlarında aceleci olma. Hükümlerini teennî ve basîretle vermek bahtiyarlıktır.

Gayeli ve kararlı adam ol. Gel-geç tabiatlıların ideallerine eriştikleri görülmemiştir. Onun için azimli ve sebatkâr ol ki, tuttuğunu koparasın. Herhangi bir mes’eleyi huşûnetle değil sükûnet ve hoşlukla halletmeyi âdet et. Onun için Resûlullah Efendimiz: “Allah, güzeldir, güzeli sever” buyurmuşlardır.

Sâkin, mülâyim ve hesâplı konuş. Ağır, kırıcı ve geri dönülmez sözden çekin. Vekârlı ve haysiyetli ol, fakat alıngan olma.

"Öfke gelir göz karartır Öfke gider, yüz kızartır" diyen, ne doğru söylemiştir. Onun için, sonradan pişmanlık verecek sözden ve hareketten şiddetle kaçın.

Büyüğe, küçüğe saygılı ol. Hürmet et ki hürmet göresin. Lâtifelerin lâtif olsun. Kalb, Allah’ın nazargâhıdır. Kırmaktan şiddetle sakın.

Bil ki, para gâye değil vâsıtadır. Eline bu vâsıta bol bol geçtiği takdirde onu hayırlı işlerde kullan.
Sabırlı ve hazımlı ol. Allah şikâyeti sevmez. Dâima şükret, güçlükleri kolayından al, rahat edersin.
Evlatlarının bedenleri kadar ruhlarını da besle. Onlar sana Hakk’ın emanetidir. Bu emâneti kurda kuşa kaptırmamaya dikkât et.

Anana, babana, kardeşine, hâsılı bütün ailene mûti, sâdık ve yardımcı ol. Cenâb-ı Resulullah: “Cennet anaların ayakları altındadır” buyurmuştur. Cenneti yalnız âhiret âleminde aramak, akıllı insan kârı değildir. Dünyada da cennet vardır. Bu, huzur ve kâlb cennetine girmeye çalış.

Sana korku, ümid veya herhangi bir menfaatle bağlanan dünya dostlarına güvenme. Hak nâmına garazsız, ivazsız dostluğunu arz etmiş olanları ise, kusurları olsa da, bağrına bas, onlardan kopup ayrılma ve kendi kendine; “Benim kusurlarım onlarınkinden çoktur” diyerek hoşgör.

İnsanlar, kendi hayatları binâsının mimârıdırlar. Bu binâyı kurmak husûsunda gösterecekleri ustalık veya acemilik, onları mes’ud veya bedbaht eyler. Gayret et ki, hayâtını kurarken sana saâdet ve huzur getirecek iyilik, güzellik, hak, hakîkat ve fazîlet malzemesini kullanmak hünerini gösteresin.

Allah yardımcın olsun.