FETHULLAH TOPAL - O ZAMANLAR AZİZİM, MERHABA AZİZİM, ELVEDA AZİZİM

O ZAMANLAR AZİZİM

Yorulmak nedir bilmeyen, çalışan hep çalışan bir dünyaya uyanmıştık. Dünyaya değil ülkeye. Ülkeye değil şehre. Şehre değil mahalleye. Mahalleye değil babaya. O zamanlar azizim; herkes üzerine düşeni yapmakla mükellefti. Baba işe, anne evdeki uğraşa koyulur ve çocuklar: “okul yolu taş olur; çalışkanlar baş olur” şarkısını okurdu evden okula.

MERHABA AZİZİM

Yukarıda eskiye özlem duyan, bu zamanın acısı, ızdırabı ve insanını yere vuran bir yazının girizgahını okudun. Bu size, bize, onlara hasılı Meriç Nehrinin doğusundaki çocuklara bir hoş geldiniz, merhaba cümleleridir.

Eskiye, ezele hayran kalıp, “Çağı kurtarmanın bir eylemidir, çağ dışı görünen ilgimiz bizim,” söylemlerinin hayranı olan bu ülkenin çocuklarına bir merhaba idi tüm o sözler.


Oysa biz şimdiyi; şimdinin içinde gerçekleşen güzellikleri de seviyoruz.

Çünkü hâlâ evet hâlâ babalar işe, anneler evdeki envai çeşit uğraşlara koyuluyor. Çocuklar okula giderken: “okul yolu düz gider; çocuklar bayram eder,” şarkısını okuyor.

Tamam eskiye, eskinin dünyasındaki samimiyete özlem; yeniye karşın aşırı hassasiyetimiz var içerimizde. Ta derinlere doğru. Ama çok güzel şeyler var. Burası gerçekten her türlü sıkıntısına rağmen insanoğlunun biricik vatanı. Burası dünya. Öteyi kazanmanın biricik yeri.

ELVEDA AZİZİM


Güzellikleri gör azizim. Güzel gör. Çalış. Nasiplen. Öğren. Öğret. Varlığınla huzur ver. Gittiğinde güzel anıl. Baba isen çalış. Anne isen çalış/evde işe koyul. Öğrenci isen okula git. Gerçekçi ol.

Elveda azizim. Görüşmek üzere. Yakında görüşmek üzere.