YUNUS’A NEDEN İNANIYORUM? - PEYAMİ SAFA GÜLAY

Çiçeğe soru soran, üstüne bir de cevap aldığını iddia eden bir adama neden inanıyorum?

“Yunus’a ben de inanıyorum” diyenler, Yunus’a neden inanıyoruz?

Ya da çiçek konuşur mu?

Vargit. Bilen bilir, ben yeni öğrendim. Adı vargit olan bir çiçek varmış. Yazı yaylada geçirenler, vargit çiçekleri açmaya durduğunda artık başlarlarmış toparlanmaya.

“Artık güz geliyor. Artık yapraklar dökülecek. Işıklar sönecek artık. Sıcak da, artık, yitecek. Her şeyin sonu var, hadi, bu yerden var git”.

Demek ki, çiçek konuşurmuş. Neyin vaktinin geldiğini söyleyecek kadar hem de. Ve demek ki Yunus’un çiçeği her türlü mümkün konuşmanın hitamından dem vururmuş: “Annem babam topraktır”. Meğer çiçek, toprağa dönülecek diyormuş.

Pesimizmle işim olmaz. Melankolik birisi, değilim. Karamsar hiç değil. Varoluşçu falan da. Belki, bu çiçeğin adının hikayesini duyduğunda hislenecek kadar yaşadım, o kadar. Yoksa hiçbir şey kötü değil, her şey Allah’tan, her şey güzel. Onun için, vargit çiçeğiyle ilgili hikâyedeki metaforları sezdiğinizi varsayıyor, onları yerli yerine yerleştirme inisiyatifini sizlere bırakıyorum.

Beni her şeyin bir sonu olması ilgilendirmiyor. Hepimiz gibi ben de varıp gideceğim. Beni, bir şeyin sonuna hangi hal üzere vardığım ilgilendiriyor. Nasıl bir sınav verdiğim, ne ile dertlendiğim, neye kıymet verdiğim. Beni, kıymet verdiğim şey ilgilendiriyor.

Yoksa hepimiz gibi ben de varıp gideceğim. Ama o zaman kadar:

“EL VE AYAK BİLEKLERİM TAM ORTA YERİNDEN BÜKÜLÜVERSE DE AMENNA, AMENNA VE SADDAKNA”. (İSMET ÖZEL)