FETHULLAH TOPAL - SÜKÛTA İMKÂN KALMAYINCA

Çatlasa dünyanın sabır taşları,
Dürülür defteri zulümün bir bir.
Necip Fazıl Kısakürek


Fikrini söyleme imkânına sahip bir konumda duran, hakikate çevresindeki tüm diğer insanlardan daha yakın bulunan, etrafındaki zulümata dur demesi mümkün olan insandan neyi yapmasını bekleriz? Sükûtun bir dili olduğu gerçeği elbette kabulümüz ve fakat bu dilin anlayıcısının, alıcısının olmadığı durumlarda yapmamız lazım gelen davranış türü hangisidir?

Zulmün defterini dürecek, toprağa atılan tohumların yeşermesini gerçekleştirecek el olmak fırsatı nasıl elde edilir? Nasıl sağlanır dört bir tarafında dünyanın, mezalime karşı dik durabilmek ruh hali? Asıl mesele bir derdimizin olmasıdır.


Yazılanları yazmak, söylenenleri söylemek ilamı malumun elbette bir anlam manzumesi taşır kendi içinde. Kirlenen fikrin temizlenmesi, yıkıp geçen fırtınanın dinmesi için, sönmeye yüz tutmuş bir güruhun hareket arzusuna bir kıvılcım çakmak, silkinmeyi sağlamak için bir anlam taşır ilamı malumun kendi içinde.

Düşünce ve eylem arasında bir bütünlük olması; yapılanların, yazılanların, söylenenlerin; yapılanlara, yaşanılana aykırı olmamasının elbette bir değeri var.

Arzu ettiğimiz, gerçekleşmesini istediğimiz huzur ortamı, dünya üzerinde zulme uğrayan insanlar için beklediğimiz kardan aydınlık günler, karanlık dünler üzerine çekmek istediğimiz perdeler kendini bir sonraki hamleye (hamlemize) erteledi. Arzuladığımız özlemini duyduğumuz mezalimin zulmünün nihayete ereceği günler, artık zulmün daha ötesini yapmaya cesaret edemeyeceğini düşündüğümüz kişiler sınırlarının olmadığını gösterdiler bize. Bunca olanlar karşısında efkârın körüklenmemesi, fikrin alevlenmemesi nihayet sessiz kalması dünyanın nasıl kabul edilsin, vicdanlarımız sükût diliyle konuşmaya nasıl devam etsin? Bunlar ve benzeri serzenişler efkâr sahibi birçok kalem tarafından, kelam ehli tarafından yazıldı, kabil-i hitap olanlar tarafından söylendi.
Sükûta İmkân Kalmayınca!

Birisi bize yalnızca severseniz anlayabilirsiniz dediyse, her türlü çatışmanın akabinde sağ kalabileceğimizin müjdesini de vermiştir. Sevmek huşu duymanın bir parçasıdır çünkü. Haşyet de anlamanın ön şartıdır.
İsmet Özel


Yakın bir zamanda Tülay Gökçimen’in Haykırış Belgeseli’ni izledim ve bugün onun efkârı ile efkârlanmak, Suriyeli insanların dertlerinden payıma düşeni yaşamak, çocuklara sükût dili ile yanınızdayım demek suretiyle görevine sadık bir insan serencamındaydım, yetmedi.

Kardeşiniz kabul ettiğiniz insanların yanında yer almak, size bahşedilen inancınızın kıymetini bilip, bu kıymeti kabulünüzün sorumluluğunu yeri getirmek ne ile, nasıl olurdu? Neden yetmez yapılanlar, niçin yetmedi yaptıklarım?

Tülay Gökçimen’in Haykırış Belgeseli’nin bizlere “Görmüyor musunuz?” şeklinde bir soru olduğu çok açık. 51 dakikalık belgesel bir uyarı, ikaz mahiyetinde.

Belgeseli izlemenizi, dünyanın gittiği yönün hangi yön olduğunu, hakikatin istikametinde gitmediğini dünyanın; muhtelif okumalar, konuşmalar, belgeseller yardımıyla anlamak durumundayız. Bir an durduğumuzda uykuya dalmak üzere biraz daha gevşiyoruz zira.

Uyanık kalmak uğruna yaptığımız her çırpınma, uyanışın, dirilişin, kardeşlerimiz uğrunda yaptığımız efkârlı ruh halinin bir radde daha üstü olacaktır. Sağ kalmamız, beden olarak değil ruh olarak, değer olarak sağ kalmamız buna bağlıdır. Cemiyetin kemiyet üstünlüklerinden daha önce ve daha öte de asıl meselede kazançlı çıkmak zorundayız.

Yapma imkânımız varken yapmadığımız, mümkün olan her türlü yardımı gerçekleştirmek gayesinde olmadığımız sürece kaybedenlerden olacağız, bir yolun ortasında mahvolacağız.

Fikretme, tefekkür halinde olma, yapılanları fikri altyapımızın, temellerimizin desteği ile okuma gibi bir sorumluluğumuz var. Doğru ve yanlışı ayırt etmek ve hakikatin tarafında olmak boynumuzun borcu. Düşünce dünyasının kalemleri kelamları ile, hatipler hitabeti ile Suriyeli kardeşlerimizin, Suriyeli çocukların acılarına merhem bulmak zorundalar.

Bu acıların zulümatın, kanın durması için Sükûta İmkân Kalmayınca! kalemlerinden mürekkep akmak zorunda mütefekkirlerin, siyasetleri reçete olmalı acılara siyasetçilerin, inananların en önemlisi kardeşçe olmalı takındıkları tavır. Hakikatin bulunması, akan Müslüman kanlarının durması, zalimin defterinin dürülmesi için yapmalı bunu insanlar, Birbirlerini Rıza-i İlahi için sevdiklerinden yapmalı Müslümanlar tüm bunları. Çünkü; Birisi bize yalnızca severseniz anlayabilirsiniz dediyse, her türlü çatışmanın akabinde sağ kalabileceğimizin müjdesini de vermiştir.