KORAY KAYTANCI - OYUN

Oyun oynamak... Özellikle çocukluğumuzda ‘birey’ olabilme yolunda ilerlerken insana çok şey katan etkinlik…

90'lı yıllarda çocuk olmanın ayrıcalığı belki de sokak oyunları oynamaktı. Misket, saklambaç, yakar top...

‘Sonradan gelen oynamaz’, ‘yandın’, ‘oyundan atıldın’… gibi ifadeler zamanı kullanmanın, kimseyi bekletmemenin önemini, genel anlamda kurallara uymanın herkes için daha sağlıklı olacağını çekirdekten öğretirdi çocuklara…



2000'li yılların çocuklarıysa özellikle bilgisayar ve telefon oyunlarının müptelası haline gelmiş durumdalar.

Kapitalist sistemin istediği gibi bireyselleşen, mutsuzlaşan ve bu sayede daha çok tüketecek olan insanların yetişmesinin bir zeminini de ‘oyun’ sektörü oluşturmakta. Sistem ihtiyaç duyduğu insan modelini, bir çok kanal aracılığıyla olduğu gibi ‘oyun’ sektörüyle de oluşturmaya çalışıyor ve bunda da gayet başarılı oluyor.


Görüleceği üzere teknolojinin gelişmesiyle birlikte oyun algıları değişmekte ve değişmeye devam etmektedir. Yeni oyun algısının en önemli aktörleri olan bilgisayar ve akıllı telefon oyunlarının hepsi sadece zararlı mıdır peki? Birçok uzmanın da söylediği gibi, bakılacak olursa günümüz oyunlarının birçok zararının yanında faydası da yok değil. Özellikle bazı oyunlardaki (strateji oyunları gibi) belli aşamaları atlamak için oyuncunun epey düşünmesi gerekebiliyor. Haliyle bu da bireyin problem çözebilme becerisinin gelişmesine katkı sağlıyor.

Peki bu durum hangi aşamaya kadar sağlıklı? Örneğin 2007 Belçika yapımı ‘Ben X’ filmi, bilgisayar oyunu bağımlılığı sebebiyle asosyalleşen bir gencin psikolojisini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Peki bir insan niçin oyun bağımlısı haline gelir? Konu oldukça uzun, derin ve önemli. Ancak kısaca özetlemek gerekirse;

‘Bağımlılık’ kavramı, ‘o şey olmadan yapamamak’ anlamına gelir ki bu da insan farkında olsa da olmasa da onun her şeyini sınırlandıran bir şeyden bahsedildiğini gösterir. Bu yüzden gençlerde özellikle de akıllı telefonların da yaygınlaşmasıyla birlikte her an her saniye oyun oynayabilme gücü, oldukça tehlikeli bir durum olarak kendini göstermektedir. İnsanın bir şeyle ilgilenmesi, onunla çok vakit geçirmesi, o şey ona mutluluk sağladığında söz konusu olabilmektedir.

Bir gencin her boş ânında telefonundaki oyuna dönmesi de temelde ‘oyunda gösterdiği başarılar sebebiyle’ mutlu hissetmesinden kaynaklanmaktadır. İnsan başarılı hissetmek isteyen bir varlıktır. Gençler de başarılı olma duygusunu ‘oyun’ dan elde edebilmektedir. Çocuğum/öğrencim çok oyun oynuyor bu yüzden çok başarısız demek işin kolay yolu elbette.

Oysa birçok gencin başarıyı sadece oyunlarda araması biz yetişkinlere, eğitimcilere ve ailelere şu soruyu sordurmalıdır: “Acaba kızımın/oğlumun/öğrencimin… başarılı hissedebilmesi, kendini ortaya koyabilmesi için yeterli ölçüde zemin/ortam oluşturabildim mi?..”