PROF. DR. ŞABAN TEOMAN DURALI'DAN

‘’(1) İnsana has yaşama çeşidine hayat diyoruz. Hayat, heyetiumûmiyesinde, sacayağına dayanır: Çıplak yaşamayı olabilir kılmak üzre zorunlu ihtiyâçların giderilmesi çabaları: Yaşama mücâdelesi. Zorunlu ihtiyâçların giderilmesinde gerekli olan ve yaşama tecrübelerinden bitip serpilen yapabilme hünerleri: Bilgi ile zanaat. Yapabilmekçin elzem gözüken el ile gönülbirliği: İnanç.

Yaşama mücâdelesi, hayatın kaçınılmaz maddî zemînidir. Onun yapılıp yürütülme yolu yordamı, bilgi ile hünerdir. Bilgi ile hüner, tecrübe ile inanç denkleminin verisidirler. Tecrübe ile inanc ikilisinden biri eksik kaldımı, bilgi ile hüner oluşamazlar. Akıl ‘ateş’inde ‘pişirilip kotarılan’ tecrübelerden deney üretilen sistemli bilgi hevenginin vucuda getirdiği bütünlükse, bilimdir.

(2) Bu-dünya-ötesi ilahî-uhrevî ilhâmlardan kaynaklanan temel inançlar-imân ile bunlardan türemiş talî ve müteâkib itikât silsilelerinin cümlesi dindir.

İnançlardan hareketle ve onlara dayanarak insanın, ilk elde kendisiyle, sonra da başkalarıyla kurduğu tek tek bağlantılara ve onların meydana getirdiği geçici, keyfî olmayan ilişki ağlarının heyetimecmûasına ahlâk diyoruz.

İnanç ile hüner yörelerinde, daha ziyâde, sezgi yolunda ilerileyip en üst seviyelerde sonuç çıkarmak kâbiliyeti, felsefenin doğduğu pınar olan, bilgelik yahut hikmettir.

Dinden kaynaklanan ahlâkın esâsı edeptir. Bu, aynı zamanda bilgeliğin(hikmetin de ‘öz suyu’dur. Annesi bilgeliğe sırtını çevirmemiş her felsefe ve onun ‘evlâd’ı durumundaki bilim kuruluğu edep tarafından sevk ve idâre olunur. Edepli yaşayışsa, ilahî-uhrevî sese kulak vererek yaşamaktır. Böylece yaşayan, haddini bilendir. Haddini bilmeyen kibirlidir. Buysa, kötülüklerin hem başı, hem sonudur.’’ [3]

- Prof. Dr. Teoman Duralı, Felsefe-Bilim Nedir, 1. Bölüm, A Maddesi, 2014

Yorumlar